Coğrafya

Coğrafya

Coğrafya, istatistik bilgiler ve kuru bilgiler yığını değildir.

Akarsuların uzunlukları, dağların yükseklikleri, ülkelerin yüz ölçümü, nüfusu, coğrafî bölgelerin nüfusları, yüz ölçümleri, buralardan sağlanan tarım­sal ürünlerin miktarı, bu miktarın Türkiye ekonomisindeki % oranı, bölgelerdeki büyük ve küçük baş hayvan sayıları, kentlerin son nüfus sayımındaki nüfusun miktarı gibi istatistik bilgiler kısa zamanda unutulabilir. Bunların bazıları ise zamanla değişen değerlerdir. Öğrenilmesinin insanlara bir şey kazandırmadığı bu kuru bilgilerle, bir sonuca varılması mümkün değildir. Gerektiği zaman istatistik bültenlerinden ve atlaslardan bulunabilen bu ve ben­zeri bilgilerin Coğrafya gibi gösterilmesi Coğrafyaya yapılan kötülüklerin en büyüğüdür.

Coğrafya “en”ler bilimi de değildir.

Dünya’nın en uzun akarsuyu, en yüksek dağı, Avrupa’nın en geniş ülkesi, en kalabalık kenti, Asya’nın en geniş gölü, en fakir ülkesi gibi bilgilerin yığını da Coğrafya değildir. Coğrafî bilgiler içerisinde yeri geldikçe ve nedenleriyle birlikte bu değerler de zaman zaman verilebilir, hattâ bazen örnek olarak verilmelidir de. Örneğin, coğrafî bilgiler arasında Türkiye’nin en soğuk ve en sıcak yerlerinin nereleri olduğu ve bunların nedeninin bilinmesi yararlıdır. Sanayinin en çok gelişmiş ve en az gelişmiş yörelerinin nereler olduğu ve bunun nedenleri de bilinmelidir. Ancak bunları çoğaltarak bilgileri büyük ölçüde “en”lere dayandırmak, Coğrafyayı sevimsiz hâle getirmektir.

Coğrafya, Dünya’ya ya da onun bir kıt’ asına, bir ülkesine ait beşerî ve fizikî bilgilerin sıralanarak öğrenilmesi veya ezberlenmesi de değildir.

Bu şekildeki kuru bilgiler yığını aslında hiç bir bilim olamaz. Kaldı ki bir yorum ve sentez bilimi olan Coğrafya, hiçbir şekilde olamaz. Çünkü Coğrafya; bu bilgilerin bir sistematik içinde, hangi doğal ve beşerî etkenler sonucu ortaya çıktığını araştırır. Olayların gelişme durumunu, varsa insanlara yapmış olduğu olumsuz etkilerin neler olduğunu, araştırmalardan elde edilen sonuçların yorumlanarak ortaya çıkan sentez doğrultusunda insanların bu olumsuz etkilerden nasıl korunacağını, ya da daha az zarar görmesi için ne­lerin yapılması gerektiğini öneren bilimdir.

Coğrafya, araştırma sonuçlarının; harita, kesit, şekil, grafik, fotoğraf gibi araç-gereçlerle akılda sürekli kalacak şekilde öğrenilmesi ve öğretilmesi gereken bir bilimdir.

Bu yollara yeteri kadar başvurulmadığı için, Coğrafya öğretiminde genellikle ezbercilik ve kuru bilgi yığını sunma yolları ön plâna çıkmakta ve Coğrafya, olduğundan başka bir görünüm kazanmaktadır

Coğrafya sentez bilimidir.

Coğrafya bilimi bir yarısıyla fen bilimi, diğer yarısıyla da sosyal bilimdir. Hem bu nedenle, hem olaylara geniş bir açıdan bakışı, hem de araştırdığı konular yönünden, en çok komşu bilime sahip olan bilim alanıdır. Bu durumun Coğrafyaya ve Coğrafyacılara kazandırdığı önemli avantaj vardır. Bu da Coğrafyacının olaylara çok boyutlu bakabilme özelliğidir. Coğrafyacı bu özelliğini, hem sosyal hem de fen bilimlerinin çeşitli dallarına ait olan bilgilere sahip olmasından kazanmaktadır. Bu özelliğinden dolayı bir Coğrafyacı; “geri kalmışlık”, “açlık”, “kuraklık”, “küreselleşme”, “kutuplaşma”, “kalkınma”, “iklim değişiklikleri” “çölleşme”, “salgın hastalıklar” gibi, Dünya’yı ve Dünya’da yaşayan bütün insanları ilgilendiren evrensel sorunlar hakkında en sağlıklı bilgi ve görüşlere sahip olan meslek adamıdır.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Coğrafyacı, sentez ve yorum yapmak zorundadır. Çünkü Coğrafyacı; jeoloji, toprak, hidroloji, biyoloji, sosyoloji, ekonomi, haritacılık, istatistik, meteoroloji, astronomi, nüfus bilimi, sosyoloji gibi daha birçok bilim ve bilim dallarına ait gerekli bilgileri yeterli ölçüde bilmekte ve kullanmaktadır. Coğrafyacı bu bilim alanlarından hiç birisini, bu alanların sahibi kadar bilemez. Örneğin toprakçı kadar toprağı, biyolog kadar biyolojiyi, jeolog kadar jeolojiyi, meteorolog kadar meteorolojiyi, istatistikçi kadar istatistiği bilemez. Zaten böyle olması da beklenemez. Onun için çok çeşitli bilim dallarından gerektiği ölçüde bilgi sahibi olan Coğrafyacı, çeşitli alanlardan aldığı bilgileri sentez yapıp yorumlamak zorundadır. Aksi hâlde yapılan araştırma Coğrafya olmaz ve böyle bir araştırmaya zaten ihtiyaç duyulmaz.

Prof. Dr. Cemalettin Şahin (Türkiye’de Coğrafya Öğretimi -Kısaltılarak-)

Bir önceki yazımız olan Coğrafya Biliminin Gelişimine Katkıda Bulunan Bilim Adamları başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yazar: Geo

Coğrafya hayata bakış açım, hayat felsefem..

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar



 Yandex.Metrica DMCA.com Protection Status