Çevre Sorunları

0

Çevre Sorunları
Doğal çevrede meydana gelen değişimlerin bazıları doğal yolla gerçekleşirken, bazıları da beşeri etkilerle yani insan faktörüyle ortaya çıkmaktadır. Çünkü bir yeri yaşam alanı olarak seçen insan o yerde bazı değişiklikler yapar. Sanayi Devrimi öncesinde doğal çevrede meydana gelen değişikliklerin olumsuz etkileri daha azdı. Ancak sanayi devrimi ile birlikte ekonomik faaliyetlerde makine kullanımının artması, madenciliğin yaygınlaşması, enerji tüketiminin artması insanın doğa üzerindeki olumsuz etkilerinin artmasına neden oldu.
Sanayi Devrimi ile başlayan gelişmeler doğanın insan üzerindeki etkilerini azaltırken, insanın doğa üzerindeki etkisini artırmıştır. Bu süreç içinde doğal dengenin bozulması bazı çevre sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Çevre sorunları çeşitlilik göstermekle birlikte Çevre Kirliliği, Ormanların tahrip edilmesi, toprak erozyonu, küresel ısınma ve ozon tabakasının incelmesi başlıkları altında toplanabilir. Hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, gürültü kirliliği ve nükleer kirlilik başlıca çevre kirliliği türleridir.

çevre-sorunları-kavram-haritası

A- Çevre Kirliliği
Doğal çevremizi oluşturan hava, su ve toprağın kirlenmesi çevre kirliliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Çevre kirliliği bütün canlıların sağlığını olumsuz yönde etkilediği gibi cansız çevre varlıkları üzerinde de maddi zararlar oluşturmakta ve onların niteliklerini bozmaktadır.

 Hava Kirliliği
Hava kirliliği; atmosferde toz , duman, gaz, koku ve su buharı şeklinde bulunabilen maddelerin insan ve diğer canlılara zarar verebilecek miktarda yükselmesidir. Ulaşım araçları, elektrik santralleri, sanayi faaliyetleri, binalarda ısınma amaçlı kullanılan yakıtlar hava kirliliğine neden olur.

 Su Kirliliği
Su kirliliği; insanlar tarafından kaynaklanan etkiler sonucunda istenmeyen zararlı maddelerin suyun niteliğinin bozulmasına neden olacak oranda ve miktarda suya karışmasıdır. Konutlardan ve sanayi kuruluşlarından çevreye verilen kirli sular, gübreleme ve ilaçlama faaliyetleri sırasında tarım alanlarından yer altı sularına karışan kimyasal maddeler, sanayi tesislerinden ve elektrik santrallerinden çevreye bırakılan sıcak sular su kirliliğine neden olur.
Su kirlenmesi kolera, tifo dizanteri gibi bulaşıcı hastalıkların yaygınlaşmasına, toprağın niteliğinin bozulmasına, verimin düşmesine, su kaynaklarında toplu balık ölümlerinin gerçekleşmesine neden olur.

 Toprak Kirliliği
Toprak kirliliği; insanlar tarafından toprağın içine ya da üzerine bırakılan ya da başka şekillerde toprağa karışan zararlı maddelerin toprağın niteliğini bozmasıdır. Sulardan toprağa karışan maddeler, hava yoluyla gelen maddeler, tarım alanlarında kullanılan ilaç ve gübrelerden kaynaklanan kimyasal maddeler, kentsel katı ve sıvı atıklar toprak kirliliğine neden olur.

 Gürültü Kirliliği
İnsanlar üzerinde olumsuz etki istenmeyen ve dinleyene bir anlam ifade etmeyen, hoşa gitmeyen seslere gürültü denir. Bir sesin gürültü niteliği taşıması için mutlaka yüksek düzeyde olması gerekmez. Ses ve gürültü arasındaki ayırım kişiye göre değişir. Bazı insanların kulağına müzik olarak gelen bir takım sesler, diğer insanlar için rahatsız edici olabilir ve gürültü olarak algılanır. Rahatsızlık duyma sınırı da insandan insana farklılık gösterir. Özellikle büyük kentlerde gürültü yoğunlukları oldukça yüksek seviyededir. Ulaşım araçları, eğlence mekânları, sanayi kuruluşları, atölyeler ve çeşitli araçlar gürültü kirliliğine neden olan başlıca unsurlardır.

 Nükleer (Radyoaktif) Kirlilik
Radyoaktif kirlenme; uranyum ve toryum gibi elektron yayan maddelerin doğal denge halindeki diğer maddelerin atom yapılarını bozmasıdır. Bu kirlilik radyoaktif maddelerin hava, su ve toprağa karışmasıyla gerçekleşir. Nükleer enerji santrallerinden gelen radyoaktif atıklar, nükleer denemeler, nükleer silah üreten tesisler nükleer kirlenmenin başlıca kaynaklarıdır.

B- Ormanların Tahribi
Ormanlar ham madde olmanın yanı sıra doğal çevre üzerinde önemli etkisi olan doğal kaynaklardır. Ormanların doğrudan ya da dolaylı olarak çok fazla yararı vardır. Ancak ormanların bu yararlarına rağmen her geçen yıl Dünya üzerindeki orman alanları azalmaktadır. Dünya genelinde orman alanlarının azalmasının en önemli nedeni nüfus artışına bağlı olarak orman ürünlerine olan talebin artmasıdır. Çeşitli nedenlerle çıkan orman yangınları da orman alanlarının azalmasına neden olur.

C- Toprak Erozyonu
Toprak tabakasının üst kısmının akarsular, sel suları ve rüzgarlar gibi dış kuvvetlerin etkisiyle taşınıp, sürüklenmesi olayına erozyon denir. Erozyona neden olan etmenler iklim koşulları (kuraklık, sağanak yağışlar, yağış miktarı, yağış rejimi ve rüzgar hızı), yeryüzü şekilleri (yükselti, eğim), toprak yapısı ve bitki örtüsü gibi doğal koşullarla insanlardan kaynaklanan etkilerdir.
Erozyon, tarım alanlarının verim değerini düşürdüğü gibi, toprağın oluşumunu sağlayan mikroorganizmaları da yok ettiğinden doğal dengenin bozulmasına yol açmaktadır. Dünya nüfusunun artmasıyla birlikte her geçen yıl erozyonla kaybolan toprak miktarının da artması, Dünyadaki açlık sorununun büyümesine yol açacak en önemli tehlikedir.

D- Küresel Isınma
Genel olarak atmosferin alt bölümlerindeki sıcaklık artışına küresel ısınma denmektedir. Bu sıcaklık artışında insanların çeşitli faaliyetlerine bağlı olarak oluşan sera gazlarının artmasının etkisi büyüktür. Sera gazları, Güneş’ten yeryüzüne gelen enerjinin tekrar uzaya yansımasını engelleyen karbondioksit, metan, ozon ve kloroflorokarbon gazlarıdır. Sanayi Devriminden beri özellikle fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma ve sanayinin hızlı artması gibi çeşitli insan etkinlikleri ile atmosfere salınan sera gazlarının atmosferdeki birikimleri hızla artmıştır. Küresel ısınma yeryüzündeki ekolojik dengeyi olumsuz bir şekilde bozacak ve yaşam koşulları güçleşecektir.

E- Ozon Tabakasının İncelmesi
Ozon (O3) üç adet oksijen atomundan oluşan şeffaf bir gazdır. Ozon tabakası ise ozon gazından oluşan ve atmosferin stratosfer tabakası içinde yeryüzünden yaklaşık 20 km ile 50 km arasındaki yükseklikte kalan bölümdür. Ozon tabakasının en önemli işlevi, Güneş’ten gelen mor ötesi ışınların, canlılar için zararlı olan büyük bir kısmını absorbe ederek yeryüzüne ulaşmasını engellemesidir. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ozon tabakasının inceldiği tespit edilmiştir. Bunda en büyük etken sanayide kullanılan kloroflorokarbon gazlarının atmosferdeki oranının artmasıdır. Ozon tabakasının doğal yapısının bozulmasıyla yeryüzündeki ekolojik denge olumsuz yönde etkilenecektir.

Bir önceki yazımız olan Türkiye'nin Jeolojik Evreleri (Jeolojik Devirler) başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yazar Hakkında

Coğrafya hayata bakış açım, hayat felsefem..

Bir Cevap Yazın